Dinselleşen Bir Toplumda Bilimsel Kalma Çabası: Türkiye

Giriş

Türkiye, tarihsel ve toplumsal dinamikleriyle, modernleşme, sekülerleşme ve dindarlık arasında karmaşık bir gerilim yaşayan bir toplumdur. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden itibaren başlayan Batılılaşma hareketleri, Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte seküler bir devlet yapısını benimserken, dinin toplumsal hayattaki rolü sürekli bir tartışma konusu olmuştur. Son yıllarda, özellikle 2000’li yıllardan itibaren, Türkiye’de dindarlığın kamusal alanda daha görünür hale gelmesi, politik söylemlerde dini referansların artması ve dini kurumların etkisinin güçlenmesi, “dinselleşme” olarak tanımlanan bir süreci gündeme getirmiştir. Bu süreç, bilimsel düşüncenin ve akademik üretimin konumu üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Bu makale, Türkiye’de dinselleşen bir toplumda bilimsel kalma çabasını, sosyolojik bir perspektiften ve spesifik bilimsel verilere dayanarak çok yönlü bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır.

Bu bağlamda, makale şu sorulara yanıt arayacaktır: Türkiye’de dinselleşme süreci nasıl tanımlanabilir ve bu süreç bilimsel üretimi nasıl etkilemektedir? Akademisyenler, bu ortamda bilimsel objektiviteyi ve eleştirel düşünceyi sürdürebilmek için hangi stratejileri benimsemektedir? Dinselleşme, bilimsel kurumların özerkliği ve akademik özgürlük üzerinde ne tür baskılar oluşturmaktadır? Bu sorular, hem teorik bir çerçeveye hem de Türkiye’deki güncel verilere ve vaka analizlerine dayanarak ele alınacaktır.

1. Türkiye’de Dinselleşme: Sosyolojik Bir Çerçeve

1.1. Dinselleşmenin Tanımı ve Türkiye’deki Tarihsel Seyri

Dinselleşme, dinin bireysel ve toplumsal hayatta daha belirgin bir rol oynamaya başlaması, dini normların ve sembollerin kamusal alanda daha fazla görünürlük kazanması ve dini kurumların toplumsal ve politik etkisinin artması olarak tanımlanabilir. Türkiye’de dinselleşme, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde sekülerleşme politikalarına tepki olarak zaman zaman ortaya çıkan bir olgu olsa da, özellikle 1980’lerden itibaren daha sistematik bir şekilde gözlemlenmektedir. 1980 sonrası dönemde, Türk-İslam sentezi politikaları ve 2002’den itibaren Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetlerinin dini referanslara dayalı söylemleri, dinselleşme sürecini hızlandırmıştır.


KONDA Araştırma ve Danışmanlık’ın 2019 yılında yayımladığı “Türkiye’de Din ve Toplum” araştırması, Türkiye’de dindarlık oranlarının arttığını göstermektedir. Araştırmaya göre, kendini “dindar” olarak tanımlayanların oranı 2008’de %55 iken, 2019’da bu oran %65’e yükselmiştir. Ayrıca, namaz kılma ve oruç tutma gibi dini pratiklere katılımda artış gözlemlenmiştir. Bu veriler, dinselleşmenin bireysel düzeyde de güçlendiğini ortaya koymaktadır.


1.2. Dinselleşmenin Toplumsal ve Politik Yansımaları

Dinselleşme, yalnızca bireysel inanç pratikleriyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda eğitim, hukuk, medya ve siyaset gibi alanlarda da etkili olmuştur. Örneğin, eğitim müfredatında dini içerikli derslerin sayısının artması, imam hatip okullarının yaygınlaşması ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin büyütülmesi, dinselleşmenin kurumsal düzeyde güçlendiğini göstermektedir. 2023 yılı verilerine göre, Türkiye’de imam hatip liselerindeki öğrenci sayısı 1,5 milyona yaklaşmış, bu okulların toplam lise öğrencileri içindeki oranı %12’yi aşmıştır.

Siyasal alanda ise, dini söylemlerin politik söylemlerde artması, dinselleşmenin bir diğer göstergesidir. Örneğin, 2020 yılında Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi, hem dini hem de politik bir sembol olarak değerlendirilmiş ve muhafazakâr kesimlerde geniş yankı uyandırmıştır. Bu tür gelişmeler, dinin toplumsal hayatta daha görünür hale geldiğini ve politik karar alma süreçlerinde etkili olduğunu göstermektedir.


2. Bilimsel Kalma Çabası: Sosyolojik Bir Perspektif

2.1. Bilimsel Düşüncenin Tanımı ve Zorlukları

Bilimsel düşünce, nesnellik, eleştirel sorgulama, kanıta dayalı akıl yürütme ve evrensel standartlara bağlılık üzerine kuruludur. Ancak, dinselleşen bir toplumda bilimsel düşünce, ideolojik ve kültürel baskılarla karşı karşıya kalabilir. Max Weber’in din sosyolojisi üzerine çalışmaları, dinin toplumsal olguları şekillendiren bir zihniyet biçimi olduğunu ve bilimsel düşünceyle zaman zaman çatışabileceğini öne sürer. Türkiye’de bu çatışma, özellikle akademik özgürlüklerin kısıtlanması, bilimsel araştırmalara yönelik sansür ve dini değerlerin bilimsel söylemler üzerinde baskı oluşturması gibi alanlarda kendini göstermektedir.


2.2. Türkiye’de Bilimsel Üretimin Durumu

Türkiye’de bilimsel üretim, son yıllarda hem nicel hem de nitel olarak değerlendirildiğinde karmaşık bir tablo sunmaktadır. Web of Science verilerine göre, Türkiye 2023 yılında bilimsel makale üretiminde dünyada 19. sırada yer almıştır. Ancak, bu makalelerin atıf alma oranları, uluslararası standartlara göre düşük kalmaktadır. Ayrıca, akademik özgürlük endeksine göre, Türkiye 2024 yılında 179 ülke arasında 149. sırada yer alarak akademik özgürlüklerin ciddi şekilde kısıtlandığını göstermektedir.


Dinselleşme, bilimsel üretimi doğrudan ve dolaylı yollarla etkilemektedir. Doğrudan etkiler, özellikle evrim teorisi gibi dini hassasiyetlerle çatışan konuların müfredattan çıkarılması veya akademisyenlerin bu tür konularda sansürle karşılaşması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Dolaylı etkiler ise, akademik kurumların özerkliğini kaybetmesi, akademisyenlerin iş güvencesi eksikliği ve muhalif seslerin “dine saygısızlık” suçlamalarıyla susturulması gibi durumlardır.

3. Akademisyenlerin Stratejileri: Bilimsel Kalma Çabası

3.1. Akademik Özerklik ve Direnç

Türkiye’de akademisyenler, dinselleşmenin bilimsel düşünce üzerindeki baskılarına karşı çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Behice Boran gibi öncü sosyologların çalışmaları, bilimsel düşüncenin ideolojik baskılara karşı direnç gösterebileceğini ortaya koymaktadır. Boran’ın “Eşitsiz ve Bileşik Gelişme” kuramı, Türkiye’nin toplumsal dinamiklerini anlamada bilimsel bir çerçeve sunarken, aynı zamanda ideolojik kalıplara meydan okumuştur. Günümüzde de akademisyenler, bilimsel nesnelliği korumak için uluslararası işbirlikleri kurmakta, açık erişimli yayın platformlarını kullanmakta ve disiplinlerarası yaklaşımlarla çalışmalarını sürdürmektedir.


3.2. Bilimsel Araştırmalarda Eleştirel Yaklaşım

Türkiye’de din sosyolojisi alanında çalışan akademisyenler, dinselleşme sürecini anlamak için eleştirel yaklaşımlar benimsemektedir. Örneğin, Şerif Mardin’in “Merkez-Çevre” kuramı, dinin Türkiye’deki toplumsal ve politik yapılar üzerindeki etkisini açıklamak için önemli bir çerçeve sunmuştur. Mardin, dinin sosyolojik bir olgu olarak incelenmesi gerektiğini ve bu tür çalışmaların ideolojik yargılardan bağımsız olması gerektiğini vurgulamıştır.


3.3. Toplumsal Diyalog ve Eğitim

Akademisyenler, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmak için toplumsal diyalog ve eğitim faaliyetlerine de yönelmektedir. Örneğin, bilimsel okuryazarlığı artırmaya yönelik seminerler, halka açık konferanslar ve sosyal medya platformları üzerinden yapılan bilgilendirme çalışmaları, dinselleşmenin bilimsel düşünce üzerindeki etkisini dengelemeye yönelik çabalardır. Ancak, bu tür girişimler, özellikle muhafazakâr kesimlerden gelen tepkilerle karşılaşabilmektedir.

4. Vaka Analizleri: Dinselleşme ve Bilimsel Çalışmalar

4.1. Evrim Teorisinin Müfredattan Çıkarılması

2017 yılında, Türkiye’de lise müfredatından evrim teorisinin çıkarılması, dinselleşmenin bilimsel eğitim üzerindeki etkisini gösteren çarpıcı bir örnektir. Milli Eğitim Bakanlığı, bu kararı “öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyine uygun olmaması” gerekçesiyle savunmuş, ancak bu durum bilim çevrelerinde yoğun eleştirilere yol açmıştır. Evrim teorisinin müfredattan çıkarılması, bilimsel düşüncenin dini hassasiyetlere tabi kılınmasının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

4.2. Akademik Özgürlüklerin Kısıtlanması

2016’daki “Barış İçin Akademisyenler” bildirisi, akademisyenlerin ifade özgürlüğüne yönelik baskıları gözler önüne sermiştir. Bildiriye imza atan çok sayıda akademisyen, işten çıkarılmış, yargılanmış veya “terör destekçisi” olarak suçlanmıştır. Bu olay, akademik özgürlüklerin dinselleşme sürecinde dini ve milliyetçi söylemlerle nasıl sınırlandırıldığını göstermektedir.

5. Sonuç ve Öneriler

Türkiye’de dinselleşme, bilimsel düşüncenin ve akademik üretimin önünde hem fırsatlar hem de zorluklar yaratmaktadır. Din sosyolojisi gibi alanlarda yapılan çalışmalar, toplumsal dinamikleri anlamada önemli katkılar sunarken, bilimsel nesnellik ve akademik özgürlük üzerindeki baskılar, bu çabaları zorlaştırmaktadır. Akademisyenlerin bilimsel kalma çabası, eleştirel düşünceyi koruma, uluslararası işbirliklerini güçlendirme ve toplumsal diyalog yoluyla bilimsel okuryazarlığı artırma gibi stratejilerle desteklenmelidir.

Öneriler:

Akademik Özerkliğin Güçlendirilmesi: Üniversitelerin özerkliğini koruyacak yasal düzenlemeler yapılmalı ve akademisyenlerin iş güvencesi sağlanmalıdır.


Bilimsel Eğitimin Desteklenmesi: Evrim teorisi gibi bilimsel konuların müfredatta yer alması teşvik edilmeli ve dini hassasiyetlerin bilimsel eğitimi gölgelemesi önlenmelidir.


Toplumsal Diyalog: Bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmak için halka açık platformlar ve eğitim programları geliştirilmelidir.


Uluslararası İşbirlikleri: Türk akademisyenlerin uluslararası ağlarla bağlarını güçlendirmesi, bilimsel üretimin küresel standartlara uygunluğunu artıracaktır.


Kaynakça :


KONDA Araştırma ve Danışmanlık. (2019). Türkiye’de Din ve Toplum.


Web of Science. (2023). Türkiye Bilimsel Makale Üretimi Raporu.


Akademik Özgürlük Endeksi. (2024). V-Dem Institute.


Mardin, Ş. (2020). Türk Sosyolojisine Derin İzler. Anadolu Ajansı.


Boran, B. (2022).  Bir Sosyolog Olarak Behice Boran. Toplum ve Ütopya.


Din Sosyolojisi. (2020). Türkiye’de Din Sosyolojisi.


Ağırdır, B. (2010). Siyasette ve Toplumda Kutuplaşma. KONDA Araştırma.


Bu makale, Türkiye’de dinselleşme ve bilimsel düşünce arasındaki gerilimi sosyolojik bir perspektiften ele alarak, akademisyenlerin bilimsel kalma çabalarını anlamaya yönelik kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Spesifik verilere ve teorik çerçeveye dayanan bu çalışma, hem akademik hem de toplumsal tartışmalara katkı sağlamayı hedeflemektedir.

DR. Eleana Meltem K.


Yorumlar

  1. Yazı tam bir sosyolog bakış açısıyla ele alınmış ve çok güzel olmuş. Umarım bir gün bunun tam tersi bir durumu da ele alan bir yazı yazarsın,gençler bu duruma karşı son zamanlarda neden dinden çıkıyor, yazdıklarının buna etkisi ne?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İki Çift Lafım Var, Beyim !

Ölülerin Öyküleri (Alıntı)

Türkiye Üzerine