Turizm Üzerine Bir Yazı
Ege ve Akdeniz sahillerinde, zeytin ağaçlarının gölgesinde, turkuaz dalgaların şarkı söylediği o eşsiz koylarda, bir sosyolog gözüyle bakınca manzara sadece doğanın cömertliğiyle sınırlı değil. Ne yazık ki, bu cennet köşeler, bazı işletmecilerin açgözlülüğü, hırsı ve abartılı gösteriş merakıyla gölgeleniyor. Yerli ve yabancı turistlere, yani bu toprakların misafirlerine, hak ettikleri içtenlik ve misafirperverlik yerine, çoğu zaman kabarık hesaplar ve sahte bir lüks sunuluyor.
Bir kadın duyarlılığıyla diyeyim : Bu, sadece cehalet değil, aynı zamanda ticaretin ruhuna vurulan bir darbe, bu güzelim sahillerin geleceğine ihanettir.
Geçen yaz, Bodrum’un en gözde beach clublarından birinde, bir ailenin yaşadığı hayal kırıklığı sosyal medyada yankı buldu. Genç bir çift, çocuklarıyla keyifli bir gün geçirmek için rezervasyon yaptırmış, ancak masalarına gelen bir şişe suyun fiyatı, bir haftalık market alışverişlerini aratır cinsten. Menüde fiyatlar belirsiz, garsonun tavrı “parayı ver, geç” havasında. Aynı aile, bir başka gün, Çeşme’nin küçük bir aile işletmesinde, samimi bir balıkçıda yedikleri yemeği anlatırken gözleri parlıyordu. Fiyat makul, balık taze, muhabbet içten. Hangisi kazandı dersiniz? O küçük balıkçı, misafirinin kalbini fethetti; o gösterişli beach club ise bir daha uğranmayacaklar listesine yazıldı.
Bir başka örnek, Antalya’nın Kaş ilçesinden. Bir İngiliz turist, X’te paylaştığı bir gönderide, bir kafede ödediği kahve fiyatının Londra’daki bir lüks zinciri geçtiğini yazdı. “Ama kahve bile soğuktu!” diye eklemiş. Oysa aynı turist, bir başka gün, bir sokak satıcısından aldığı dondurmanın lezzeti ve satıcının güleryüzü karşısında mest olmuş. Bu hikâyeler, sahillerimizdeki işletmecilerin iki farklı yüzünü ortaya koyuyor: Bir yanda kısa vadeli kazanç için turisti yolunacak kaz görenler, diğer yanda misafirperverliği bir yaşam biçimi sayanlar. Hangisinin kazandığı ortada.
Misafirperverlik, bu toprakların DNA’sında var. Anadolu’nun her köşesinde, bir misafire kapıyı açmak, bir bardak çay ikram etmek, bir gülümsemeyle “hoş geldin” demek asırlık bir gelenek. Ama ne yazık ki, Ege ve Akdeniz’in bazı işletmecileri bu geleneği unutmuş. Fiyatları şişirip kaliteyi düşürmek, hesaba “servis ücreti” diye anlaşılmaz kalemler eklemek, turisti “bir daha gelmez” diye kandırmaya çalışmak, sadece misafire değil, bu toprakların ruhuna da haksızlık.
Bir sosyolog olarak söylüyorum, bu tavır, toplumsal güveni zedeliyor, bu aptallık, ticareti öldürüyor.
Turisti kazıklamak, aldatmak, ticaretin en büyük gafı. Neden mi? Çünkü bir misafir, sadece bir cüzdan değil, bir hikâye taşıyıcısı. Onun memnuniyeti, bir sonraki sezonu garantiler; onun hayal kırıklığı ise bir işletmeyi batırır. Geçen yıl, Alaçatı’da bir restoran, fahiş fiyatları ve kaba servisi yüzünden boykot edildi. Sosyal medyada başlayan bir kampanya, o restoranın kapısına kilit vurdurdu. Öte yanda, Datça’da bir pansiyon, sahiplerinin içtenliği, kahvaltıdaki ev yapımı reçeller ve uygun fiyatlarıyla, rezervasyonları bir yıl öncesinden doluyor. Misafir, aldatsan da gelir, ama bir kere gelir. Samimiysen, o misafir dostlarını da getirir, hikâyeni anlatır, seni geleceğe taşır.
Ey sahillerin tüccarları, aklınızı başınıza alın! Gösterişli dekorlar, abartılı menüler, sahte lüksle değil; bir tabak yemekte, bir bardak çayda saklı samimiyetle kazanırsınız.
Turisti aldatmak, sadece onları değil, kendi geleceğinizi de çalmaktır. Bu güzelim koylar, bu eşsiz sahiller, bir sezonluk değil, nesiller boyu sürecek bir emanet. Hırsınızla bu emaneti kirletmeyin. Misafirperverlik, bir gülümsemede, bir “afiyet olsun”daki içtenlikte gizli. Aptallık etmeyin, bu toprakların ruhuna yakışanı yapın: Misafiri kazıklamak yerine, kalbini kazanın!
Nihat Bayraktar
YanıtlaSilTeşekkürler
SilKeşke bu yazı, o iş yerlerine zorla okutulsa ve işyerine, bir kaç dilde çevirisi ile birlikte astırılsa.
YanıtlaSilTebrik ederim, çok isabetli ve uyarıcı bir yorum olmuş.
Beni onore ettiniz saygılar
SilYazı için teşekkür ederim bilgilendirici ve gerçek ✨
YanıtlaSilTeşekkür ederim görüşlerin için dostum
Sil𝘉𝘪𝘭𝘮𝘪𝘺𝘰𝘳𝘶𝘮 𝘣𝘢𝘴̧𝘬𝘢 𝘜̈𝘭𝘬𝘦𝘭𝘦𝘳𝘦 𝘨𝘪𝘵𝘵𝘪𝘯𝘪𝘻 𝘮𝘪 𝘰𝘳𝘢𝘭𝘢𝘳𝘥𝘢 𝘣𝘰̈𝘺𝘭𝘦 𝘣𝘪𝘳 𝘥𝘶𝘳𝘶𝘮𝘭𝘢 𝘬𝘢𝘳𝘴̧ı𝘭𝘢𝘴̧𝘵ı𝘯ı𝘻 𝘮ı 𝘢𝘮𝘢 𝘛𝘶̈𝘳𝘬𝘪𝘺𝘦'𝘯𝘪𝘯 𝘩𝘦𝘳 𝘺𝘦𝘳𝘪𝘯𝘥𝘦 𝘢𝘺𝘯ı 𝘥𝘶𝘳𝘶𝘮 𝘷𝘢𝘳
YanıtlaSilBravo 👏👏👏👌👍🙏🙏
YanıtlaSil