Ey Bartholomeos
Ey Bartholomeos,
Sen ki bu toprakların göğsünde asırlardır yükselen kiliselerin çanı, duaların yankısı, inancın umudu olmalıydın. Fakat sen, kendi köklerini, kendi cemaatini, kendi vatanını yabancı kapılar önünde şikâyet defterine çevirdin. Bu nasıl bir yüzdür ki? Bir yanda “patrik” diye anılırken, diğer yanda kendi halkının yurdunu yabancı efendilerin sofrasında kara bir kelimeye dönüştürürsün.
Bilmiyor musun bu topraklarda Hristiyan Türk olmak, hem imanını koruyup hem bayrağına sarılmak demektir? Bilmiyor musun senin sözlerin, bizi biz yapan kardeşliği hançerlemektedir? Sen, ezanla çan sesinin yan yana yankılandığı bir coğrafyanın çocuğuyken, nasıl olur da Washington’un soğuk duvarlarında kendi yurdunu gammazlarsın?
Bizim imanımızı, bizim dualarımızı, bizim onurumuzu “zulüm” diye pazara çıkarmaya hangi hakkın var? Eğer derdin varsa, dön yüzünü bu toprağa; konuş kendi halkınla, tartış kendi devletinle. Ama sakın ha sakın bizi, bizi biz yapan Türkiye’yi, yabancı saraylarda kara bir lekeye çevirmeye kalkma!
Ey Patrik, bil ki senin gidişin bizim gidişimiz değildir. Senin sözlerin bizim sözlerimiz değildir. Biz bu toprakların öz evladıyız; bu vatanın taşına, toprağına, bayrağına sadığız. Senin ihanetle lekelenmiş sayfan, bizim kitabımızda yer almayacaktır.
Unutma: Tarih, bu topraklara yabancıların gözüyle bakanları değil, bu toprağın rüzgârıyla nefes alanları yazacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder