Türkçe konuşalım mı biraz ?
Ey sevgili canlarım, dostlarım, ruh yoldaşlarım; şu fani dünyanın karmaşasında, bir an durun ve kulak verin Türkçe'nin ezeli ezgisine. Bu dil, asırlık bir nehir gibi akar gönüllerden, taşırır bereketini ovalara, dağlara; kelimeleriyle örülmüş bir kale gibidir, fırtınalara direnir, zamana meydan okur. Bakın, 'hasret' nasıl bir ırmağın coşkun çağlayışıdır, derin vadilerde yankılanır; 'sevdâ' ise gecenin koynunda fısıldanan bir sır, rüzgârın dallarda dans eden nağmesi. 'Vatan' deriz, toprağın nabzını hissederiz; 'özgürlük' diye haykırırız, kuşların kanat çırpışında özgürleşiriz.
Ah, şu Türkçe'nin zenginliği! Binlerce yıllık bir hazine sandığı gibi açılır önümüzde: Göktürk yazıtlarından Orhun'un sesi yükselir, Yunus Emre'nin dizelerinde aşkın ilahisi yankılanır, Karacaoğlan'ın sazı telleriyle dağlar dile gelir. 'Gönül' deriz, bir okyanusun derinliğini taşır; 'hüzün'le boyanır sonbahar yaprakları, 'umut'la yeşerir bahar dalları. Deyimlerimizi düşünün: 'Ateş püskürmek' gibi öfkenin volkanı, 'gözden ırak gönülden ırak' gibi ayrılığın acı gerçeği, 'el elden üstündür' diye hatırlatır kardeşliği. Bu dil, sadece konuşma aracı değil; bir sanat, bir felsefe, bir ruh hali. Arapça'nın zerafetiyle, Farsça'nın şiirselliğiyle, Moğolca'nın gücüyle harmanlanmış, ama hepsini Türk'ün iradesiyle yoğurmuş bir mucize. Ey Türkçe'yi küçümseyen şapşallar, cahil bakışlarınızla neyi kaçırdığınızı bilseniz! Siz ki yabancı dillerin gölgesinde sığınak ararsınız, oysa bu lisan, Attila'nın kılıcı gibi keskindir, Mevlana'nın seması gibi döner durur. 'Aşk' deriz, evrenin sırrını çözeriz; 'barış' diye sesleniriz, savaşların yaralarını sararız. Her hecesi bir hikâye anlatır: 'Dağ'ların heybetinde yiğitlik, 'deniz'lerin enginliğinde sonsuzluk gizlidir. Bu dil, milletimizin damarıdır; onu hor gören, kendi kökünü inkâr eder. Sevin onu, yaşayın, zira her cümle ebedî bir destanın parçası, her kelime bir yıldızın parıltısıdır. Türkçe, sadece bir dil değil; bir zafer marşı, bir aşk bestesi, bir özgürlük çığlığıdır !
Türkçe sadece bir iletişim aracı değil; o, asırların bilgeliğini taşıyan bir nehir, gönülden gönüle akan bir ezgi. Her kelimesi bir hazine, her cümlesi bir destan.
YanıtlaSilBu güzel dille sohbet etmek benim için büyük bir onur ve keyif...